17 Haziran 2010 Perşembe

Mardin

Bu Şehrin damarlarından kan yerine insan akar. Daracık sokakları birbirine bağlaya abbaralar, evlerin altında gizemli bir yolculuğa çıkarır insanı. Hayata abbaralardan geçilir Mardinde. Karanlıktan ışığa açılan geçitlerin üzerinde evlerin odaları vardır çoğu zaman. Aşkların, acıların, yeni başlangıçların yaşandığı, kimi zaman bir bebeğin dünyaya ilk haykırışının duyulduğu odalar...

Taş evlerin avlularında oynar büyüyen bebekler. Gerçekten dardır sokakları şehrin, oyuncakların bile sığmayacağı kadar.

Geceleri, pencerelere Suriye nin ışıkları vurur birer yıldız tanesi gibi. Bir el uzaklığındadır diğer ülke. Bir insan sıcaklığında...

Dağ yamacındaki gerdanlık, selam eder 3 dinin mabedi ile dünyaya. Kutsal kelimeler yükselir her bir adımından.


Tarihin yazılmadığı, yaşandığı şehirde bir ressamın fırçasından çıkmışçasına ahenklidir renkler. Âşık olmaksa bir şehre kalbin meyli, Mardin öylece bekler onu bir gelin gibi.

Dünyanın koruduğu büyülü güzelliği ile şarkılar yollar "gel" der Mardin sevdalısına. Ve ruhun kanatları süzülür Mardin’e doğru, sevgiyi, barışı ve sanatın şehre dönüşmüş halini görmeye...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder