Miladın öncesinden beri var olan şehir, sanki insanlıkla başlamış gibi zamansızdır... Miadı hiç dolmadan gelip geçen insanoğluna mekan olmuş, elle tutulur mucize...
Kaç halk, kaç dil, kaç din yeşermiştir toprağında bilinmez... Ama her birinden derin izler taşır... Dünyaya nam salmış evlerinin geniş avluları gibi geniş yüreğiyle, kollarını sığınmak isteyen herkese açar Midyat...
Mağaralar şehri Matiate'den, taşın sanat haline geldiği Midyata dönüşen adı ile göreni kendine aşık eder. Güneydoğunun nazlı ve gururlu gelini gibidir Midyat. Dokunsan kırılacak gibi ama dokunulamayan.
Hiçbirinin gölgesinin bir diğerinin üzerine düşmediği evleri, yanyana göğe yükselen 3 dinin kutsal mabetleri, nakış gibi işlenen gümüşleri ve sabrın sanatı telkarisiyle Midyat nadide bir eserdir...
ummanlardan bin metre yüksekte elini uzatsa dokunacağı yıldızların altında dağlardan akan suyla hayat bulan şehir, insanoğlunun ezberini tümden bozacak bir ruha sahiptir... Sevgi, barış ve kardeşlik arıyorsa gönül... Onu Midyat da bulacaktır...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder