12 Aralık 2010 Pazar

"2 gün 2 haber" Pippa Bacca ve Potansiyel Tecavüz Mağdurları...

Dün Kocaeli Sosyal Hizmetler Kurulu’nda tartışılan bir öneri gazete sayfalarında haber oldu. Kimi, kuruldakileri Nazi kafalı olmakla suçladı, kimi de uzman görüşlerine yer vererek öneriyi tartışmaya açtı.

Söz konusu öneri faşizm çerçevesinde tartışılabilir mi bilmem ama, cehalet, teslimiyet ve aptallık üçgeninde rahatlıkla yer bulabilir.

Potansiyel tecavüz mağduru zihinsel engelli kızların kısırlaştırılması önerisini getiren kurul, bunun tam tersine tecavüzü kolaylaştıracak bir uygulama olduğunun farkına ne zaman varabilmiştir acaba? Sonucu hamilelik olmayacak bir tecavüz eylemi, tecavüzcüyü ancak teşvik eder… Üstelik yaşadığını sorgulamak ve hesap sormak konusunda doğuştan bir engele takılmışsa mağdur, çok daha kolay olur saldırganın işi… Ne aileden, ne okuldan cinsel eğitim almamış, damacanayla, tavuğu bile mağdur etmiş, hastalıklı salyalarını akıtan adamdan bu kızları korumak yerine, tecavüzü engelleyemiyoruz, mağdurları rehabilite edemiyoruz, bari hamile kalıp ortaya elle tutulur bir sonuç bırakmasınlar demek, cehaletin getirdiği çaresizlik dışında ne olabilir.

Geriye dönelim…

Yıl 2008… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’n de arkadaşı Silvia Moro ile barışa yürümeye başlamıştı Pippa Bacca, üzerinde beyaz gelinliği ile. Bir gün barışın gerçekleşeceğine olan inancı ile tabana kuvvet geçerek Balkanları, yüzyıllardır yiğitlikten, erkeklikten dem vurulan topraklara vardı. Mevlana’yı , Nazım’ı, Sebahattin Ali’yi, Yaşar Kemal’i de bu topraklardan biliyordu. Barışı sözleyen adamlardı onlar ve Anadolu’dandı hepsi… Mevlana’nın güneşinin katledildiğini, güneşin katli yakın diyen Nazım’ın sürgünde öldüğünü bilseydi belki daha hızlı yürüyüp geçerdi bizim yolları…

Ama o yüzünde güneşten sıcak bir gülümsemeyle yürüdü Mart’ın soğuğunda… Ta ki kararmış bir beynin, bedenin aşağılarına söz geçirmeyi çoktan unuttuğu kara eli ona uzanana kadar. Gelinliği ile yürüyen kadını “engelli” sandı belki katili. Nasılda derdini anlatamaz dedi. Ve önce ruhunu sonra bedenini katletti. Pippa’ya hayatta iken yapılacak en büyük kötülüğü yapıp, barışa, insana, sevgiye inancını yok etti önce ve Pippa en yaralı haliyle gitti dünyadan.

Pippa bu gün birkaç gazetede küçük bir haberin eskiden kalma baş harfi… Mazlumder’in verdiği “Halklar Arası Dayanışma” ödülünü onun yerine alan annesi için haberin küçüklüğü ya da büyüklüğünün önemi yok.

Sosyal Hizmetlerden sorumlu kurullar Pippa’dan örnek alıp başlangıca yönelmeliler. Sorunun başlangıcına ve derinine doğru bir yolculukla, tecavüzü yaratan sebepleri ortadan kaldırmaya kafa yormalılar. Sadece Sosyal Hizmetler değil tabi… Eğitimciler, kanun koyucular, sivil toplum örgütleri, akademisyenler, kanaat önderleri, medya el ele verip, kadınların ve çocukların hedef olduğu bu korkunç gerçekle nasıl baş etmemiz gerektiği üzerine acilen çalışmaya başlamalı…



Pippa Bacca ve bilmediğimiz tecavüz mağdurları için son olarak sözlükten bir tanım koymak istiyorum..



Tecavüz: Irza geçme veya tecavüz, kişinin rızası dışında cinsel ilişkide bulunulmasıdır. Genelde erkek tarafından kadına ve kız-erkek çocuklara doğru yapılan bir eylemdir. Tecavüz bir insanlık suçu olarak kabul edilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder