19 Aralık 2010 Pazar

KOTALI KADINLAR

KOTALI KADINLAR…

Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı olarak tanımlanan kota kelimesi, tam 81 ülkede siyasi arenada biz kadınlara eşitlik ve özgürlük için konulan sınırlamadır.

Türkçe yerel ağızlarda malak, şişman ve makara gibi anlamlara da gelen kota, bizi malak yerine koyup, amiyane tabirle makara geçen erkek egemen dünyanın “pozitif ayrımcılık” şarkısının adıdır aynı zamanda…

Koro olarak söylenen bu şarkıya, korist olarak eşlik eden çok sayı da kadın da vardır. Hâlbuki sazı elimize alıp, kendi şarkımızı çalıp, erkeklerle eşit şartlarda, eşit sayıda, kimi zaman fazla fazla söyleyemez miyiz? Söyleriz elbette… Ama şimdi değil…

Birçok STK ve kadın kuruluşu da kotadan yana. Çünkü korkuyorlar. Bu sadece Türkiye için değil, kota uygulanan tüm ülkeler için geçerli. Erkeklerin oyununda saha dışında kalmamak için, yine onların kuralları ve sınırları doğrultusunda siyaset yapma izni alıyoruz. Ve daha uzun süre almak zorundayız.

90’lı yıllarda Hutuların Tutsileri katletmesi ile dünya gündeminin başköşesine oturan ve dünyanın seyirci kaldığı bu kıyımla akıllarımıza kazınan Raunda, yıl 2010 olduğunda kadın milletvekili sıralamasında 1. sıraya yerleşmiş. Ruanda’yı 2 Avrupa ülkesi İsveç ve Finlandiya takip ediyor. Türkiye ise sıranın çok altlarında… Dünyadaki ülke sayısı, FİFA’ya göre 208, Olimpiyat Komitesine göre 203, BM lere göre 192… Ve Türkiye sahip olduğu kadın milletvekili sayısına göre 107. sırada…

İşte tüm bu rakamlar, dünya ve sistem gerçekleri bizi kadın kotasının arkasında durmaya itiyor. Ancak hiç kimsenin bizi %50’nin altında bir orana ikna etmesine izin vermemeliyiz. Eşitlik ve pozitif ayrımcılık söylemleri ile ortaya atılan kota fikirlerinde oranlar da eşit olmalı. Yoksa 3 kadının sözünün 1 erkeğinkine eşit olduğu toplumlardan ne farkımız kalır.
Bürokraside, iş hayatında, siyasette ve de ailede %50 kuralından geri adım atmadan mücadele etmeliyiz. Madem hayat müşterek… Paylaşalım o zaman…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder