Şimdi böyle “yürümek” falan deyince sanmayın ki siyasi içerikli bir yazı yazacağım. Alakası yok. Fiilin en bilinen, en saf hali ile 2 ayağımız, bacağımız, kemik ve kaslarımızı kullanarak yaptığımız eylemle bozdum aklımı bu gün.
12-13 yaşlarında şekillenir kadın kısmının yürüyüşü. Memelerin büyüme hızına göre adımların süre ve sıklığı belirlenir, boyuta göre de duruş ve tarz şekillenir. Bir de yetiştiğimiz aile, çevre ve genetik faktörlerin yarattığı karakter özellikleri girer devreye. Ne kadar utangaç ve çekingen isek, o kadar eğimlenir sırtımız.
Anne, babalar ergenliğe geçen kızın durumu üzerine kafa yoran ve çocuğuyla konuşan cinstense, eğim azalır. Memelerimizden utanmaz, göğsümüzü gere gere gezeriz, başka bir deyişle… Anaların ak sütünün, adamların ağzının suyunun aktığı memeler yürüyüşümüzü şekillendiren en önemli uzvumuz olur böylece.
Yürüyüşe garip kıyafetler de eklenebilir ergenlik döneminde. Öne eğik omuzlarımızı bol bluzlar örtüverir. Sütyen denen şahane giysinin hayatımıza girişiyle boyutlar, sayılar, A lar B ler, yani matematik de dahil oluverir bedenimize. Oysa en basit sayı “2” dir. 2 tane meme.
Kızlarımıza memelerinden utanmadan dimdik yürümeyi öğretmeli, onları öyle yetiştirmeliyiz. Vücudumuzun bu parçası, karakterimizle birleşip duruşumuzu şekillendirirken, bizi de erkekten ayırarak, şeklen kadın yapar. Bu şekiller yüzünden erkeklerin bir dolu isim taktığı da olur bize. O onların sorunu, gülüp geçmeli…
Hayatımızın ilerleyen zamanlarında ise, kendine dokunmaya utanmayan, bedenini seven kadınları bazen kötü sürprizler bekler. Parmakların ucundaki sert bir kitle bir anda kabusumuz haline gelir. Geç kalınmış bir sürpriz ise, çoğu zaman kayıpla sonuçlanır. Kimi zaman hayatımızın, kimi zaman da ergenlikte utandığımız memelerimizin kaybı… Sırtımızı eğen, adımlarımızı yavaşlatan memeler hayatımızdan çıktığında anlarız memelerin kıymetini…
Dik durmayı öğretelim kızlarımıza, göğsünü gere gere yürümeyi. Memelerimizi sevelim, erkeklerden daha fazla…
“Calender Girls” filmini bir kez daha izleyelim ve kendimize alabileceğimiz en güzel sütyeni alalım… Ben aldım “siyah”…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder